19 KASIM 2021

Bizim yaklaşımımız, bir organın hastalığını ön planda tutmaktan daha çok bütünü düzenlemeye yöneliktir. Kronikleşmiş ve dejeneratifleşmiş olan organ ve dokulara yönelik yapılacak olan tedaviler, hastanın şikayetlerinde azalmaya neden olsa da, sorunu kökünde çözmemektedir. Bu çözümsüzlüğün altında bağdokusunda biriken toksik yük, diğer bir deyişle latent asidoz yatmaktadır. Onun için tedavilerin etkinlikleri ancak uzun süren gözlemler sonucunda görülebilmektedir. Bu açıdan nörovejetatif sinir sisteminin regülasyonu ve bağ dokusunun temizlenmesi doğru bir şekilde yapılmadan, kronik rahatsızlıklarda insanları yeniden sağlıklarına kavuşturmak pek mümkün olmamaktadır. Bunun için araştırma ve farklı tedavi yöntemleri (gerektiğinde konvansiyonel tıbbi bilgi ve prosedürleri içeren) kullanmanız da gerekebilir.

Hiçbir hasta diğeriyle aynı olmadığı gibi rahatsızlıkların da benzer olsa da ortaya çıkış şeklinin farklı olduğunu biliyoruz. Biz kliniğimizde bir semptom ve hastalıkla uğraşmaktan çok insanın tam ve kalıcı sağlığı için bütüncül bir yaklaşım sergiliyoruz. Bu kısa değerlendirme sonucu kliniğimizde latent asidoz durumunda yaptıklarımız ve bunun dayanaklarını sizinle paylaşmak istiyorum:

- Beslenmenin düzenlenmesi:
- Su içme alışkanlığının kazandırılması:
- Bağırsak florasının düzenlenmesi:
- Şelasyon tedavisi:
- Alkali preparatlar:
- Alkali besinler:
- Prokain Baz İnfüzyonu:
- Nöralterapi:
- Bütüncül Yaklaşım:
Onun için kişinin rahatsızlığı her ne olursa olsun gerçek manada kalıcı şifa sağlamamız için hedef, vejetatif sinir sistemini düzenlemek olmalıdır. Vejetatif sinir sistemini yeniden düzenleyecek ve işlevselliğini tekrardan kazandıracak en etkin terapötik metot nöralterapiden başkası değildir.